Allah İle Aramdan Çekilin!

Bizi kim yaratmışa yaşamımızın her kesitine O egemen olmalıdır. Evet… Kim yaratmışsa O bana hükmetmelidir. Kısacası hayatım, ölümüm ve kulluğum da yalnızca O’nadır… Siz ey yaratılmış olanlar! Hepiniz O’nunla benim aramdan çekilin!

Siz ey Tanrıdan rol çalıp Allah’ın kulları üzerinde egemenlik kuranlar!

Elbette yerle bir olacaksınız. Siz ey paranın, sermayenin ve bilginin gücünü başkaları üzerinde egemenlik aracı haline getiren yapay Tanrılar! Kuşkusuz gücünüzü kaybedecek ve tek başınıza Allah’ın huzuruna çıkartılacaksınız. Siz ey kendilerini sorgulanamaz görenler! Mutlaka sorguya çekileceksiniz. Siz ey acımasız, merhametsiz ve bencil adamlar! Siz muhakkak ki ateşe sürülecek ve azabın en şiddetlisine duçar olacaksınız.

Siz ey ölümlü, muhtaç yaratıklar! Allah ile aramdan çekilin! Çekin ellerinizi üzerimizden, zira benim hayatım, ölümüm, ibadetlerim ve kulluğum beni ve gökleri yaratan Allah’a aittir. Düşünen insan için bundan daha doğru olan nedir ki?

Öyleyse kim Allah’tan daha güzel hüküm koyabilir ki? Benim için artık hüküm koyucu, kendisine yalvarıp yakardığım, gizli ve açık kendisine sığındığım ve her an beni duyan ve gözeten mülkünde ortağı olmayan Allahtır. Emirlerine muhalefet etmekten ben yine O’na sığınırım.

Allah… Karşılaştırmasız olarak en yüce varlık! Ben O’na dayanıp güvendim ki O asla kendisine dayanıp güvenenleri yardımsız bırakmaz. Bu durumda kim Allah ile kulları arasına girer, kullarının uyması için kitaplar yazar, hüküm koyar, ahlak ilkeleri belirler, elleriyle ve kıt aklıyla yaptıklarının hukuk olduğunu öne sürerse şüphesiz bu kişi yeryüzünde, yani Allah’ın mülkünde, kendi konumunu ve statüsünü aşarak Tanrıdan rol çalarak Tanrılık iddiasında bulunmuş, haddi aşmış olur.

Her kim de böyle birine itaat ederse o da Allah’ı bırakıp kendisi gibi yaratılmış birini kutsamış, ona tazimde bulunmuş ve ümit ve korkularını ona bağlamış olur ki bu da düpedüz şirktir. Şirk ise Allah’ın asla affetmeyeceği büyük bir günahtır. Kim tövbe etmeden şirk üzere ölürse o artık cehennem halkındandır.

Akıl kendisini kim yaratmışsa, mülk kime ait ise, soluduğumuz hava, içtiğimiz su ve yediğimiz yiyecekler kime aitse kulluğun yalnızca Ona yapılmasını emreder. Bundan daha doğal, daha rasyonel ne olabilir?

Şimdi bir kimse sizin evinize misafir olarak gelse ve siz de ona her türlü ikramı yapsanız. sonra da bu misafir kalkıp evi kırıp dökse, size bir teşekkür etmese ve dahası eviniz üzerinde egemenlik iddia edip kural koymaya kalksa bu durumda siz o kimseye ‘Bu adam bir misafirdir’ deyip ikramda bulunmaya devam edebilir misiniz?

İşte aynen öyle de kim kendi konumunu aşıp Allah’ın mülkünde Onun kitabını hiçe sayarak ve yine Onun elçilerinden yüz çevirerek yan çizmeye başlar ve mülkte kendisinin de bir payı olduğunu iddia etme cür’etini gösterirse sizce bu kişi az önce anlattığım misafirin konumunda olmaz mı?

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Allah ‘Faiz ve tefecilik haramdır!’ buyurduğu halde her kim faizin modern ekonominin vazgeçilmezi olduğunu iddia edip faizsiz ekonominin olmayacağı hezeyanını savurursa elbette bu kişi Allah’ın mülkünde Allah’a yan çizmeye başlamış ve bu çıkışıyla Allah’a baş kaldırmış ve şirke düşmüştür. Demek ki kim yaratıyorsa hakim-i mutlak olan Odur ve hüküm de Ona aittir.

Öyleyse… Siz ey ‘Ben Müslümanım’ diyenler! Bundan böyle iman ettiğinizi iddia ettiğiniz halde Allah’ın kitabından onay almayan hurafe türünden felsefi düşüncelere, ideoloji ve kuruntulara, salt akla dayanan sözde hukuk sistemlerine onay verip bunlara kalbinde ve zihninde yer verecek misiniz? Verirseniz halen nasıl Müslüman olduğunuzu iddia edebilirsiniz?

2 Comments
  1. Naim 2 sene ago

    Etkileyici bir makale hocam. Din’i insanları yönetmek için kullanmaya çalışan otoriteler Allah ile aramıza girmekten vazgeçse İslam dini doğru düzgün yaşanır.

  2. hüseyin öztürk 2 sene ago

    hocam yanlış yoldan doğruya gitmeye çalışıyorsunuz, yeryüzünün allaha ait olduğunu söyleyerek allah adına sahipleniyorsunuz bunu ifade ederek allahın size böyle bir görev vermediği halde kendinize görev ediniyorsunuz. tüm din alimlerininde hatası bu zaten
    şöyle açıklamaya çalışayım allah ve din soyut kavramlar yazıdaki ev ve misafirlerse somut hepimizin bilebileceği örnekten, kimsenin bilmediği var olduğuna inandığımız bu soyut kavramlara somut olan sizler yani alimler somuttan giderek onun adına çıkarımlarda bulunuyorsunuz bu bence yanlış
    tanrının kendisine inanın diye bir yaklaşımı yokki tanrının olduğuna dair somut kanıt kuranıkerim ancak kitabın baştan sona tefsirlerini dinledim tanrı kendisine inandırmaya varlığına yani hiç çalışmıyorki
    yeryüzünü yaradan o,o halde şükretmeliyiz ibadetler etmeliyiz, korkmalıyız gibi yaklaşımlar sanki allah adına allaha yaranmaya dönük
    ben dinin bu yönüne katılamıyorum, din bence böyle değil dualar bunlar boş işler allah dualara bakmıyor emek iş akıl yürütme adalet bunları öneriyor tek somut kaynağından

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

or

Log in with your credentials

or    

Forgot your details?

or

Create Account