Doksanlar ve Satanizm

Kadıköy Satanizm

80’li Yıllarımızı Yedi Bir Satanizm Bühnatı

Yaşları tutanlar, yetenler, o zamanları yaşayanlar ve hatta o zamanlarda saçlarını uzatanlar, küpe takanlar, altı kalın uzun bordo postal giyen kızlar, baskılı tişörtler, dövme yapanlar ve tabi yaptıranlar, Kadıköylüler belki ucundan hatırlar belki hatırlamaz, belli belirsiz ucundan zamanlar, gençlik yıllarına denk gelen bizler. Evet konu satanizm, ve olabildiği kadar Türkiye.

Önce tabiki iftiranın mahiyetini bilmek gerekir, bu satanizm nedir, kelime anlamı nedir tarihçesi nedir bilmek lazım.

Satanizm; kelime anlamı itibariyle Şeytanı veya simgesel olarak şeytanı yücelten bir öğretidir. Satanizm aslında tek tanrılı dinlerden daha eski bir öğreti,  aslında öğreti de dememek lazım (ikiye ayrılmasından mütevellit.) İlk kısımda yer alan satanistler, şeytana haksızlık yapıldığına, tanrının şeytana haksızlık yaptığına inanırlar. Ve kökeni antik çağlara kadar uzanır. Kötülüğe tapmak ya da kötüden medet ummak çok eski zamanlardan beri olan bir dindir.

İkinci kısımda olan çeşidi ise aslında bir protest biçimidir ve bu protesto biçiminin sebebi ise kilisedir. Peki neden; kiliseyi bilirsiniz, tarihine baktığınızda, aslında kanlı bir soygun organizasyonudur. Papalıktan Kudüs’e kadar uzanan haçlı seferlerinden tutun da, derebeylerinin yanında bulunan şansölyelere kadar tüm kilise yozlaşmış ve gasp içerikli işler peşinde koşan, kasasını doldurmaya çalışan bir organizasyondu.

Tabi halkın da bu durumda, “tanrıya tapanlar bu şekilde hırsız, katil ve zulüm peşinde olan insanlar ise, ben şeytana taparım” deme hakkını doğuruyor. Ters haçlar çıkıyor tabi ortaya ve protestosal simgeler peyda oluyor.

Neyse, literatürdeki kısma geri dönersek satanizm; ABD’li ve Macar asıllı Lavey tarafından kurulan Şeytan Kilisesi ile belirli bir din kıblesine dönmüş, kendini baştan yaratmış ve çeşitli müritler edinmiştir. Yani işin bu kısmından sonra, bu işin de tabiri caizse boku çıkmış, maddi gelir beklentili sömürü sistemine dönmüş bir iş olmuştur. Yani yine Amerika….

Türkiye ‘de Satanizm

Türkiye satanizmle aslında 99 yılında tanıştı. Televizyonlarda bir genç kadının cinayet haberine “Satanistler öldürdü” denen olan bir olaydı bu. Olayı gerçekleştiren iki genç, kendilerini savunmak için satanist olduklarını ve bu cinayetin planlarını Akmar Pasajındaki Villa Cafe’de yaptıklarını söylediler. O zamanlarda; rock müziğin en koyu minvallerini dinleyen gençler sokaklarda, uzun saçlı, küpeli beyler Kadıköy’de gezinmekteydi, renkli renkli saçlı zevceler salınmaktaydı. Hatta bir de hatırlarım, zincirli cüzdan kullanımı o zamanlara dayanır.

Bu geri zekalı iki erkek ve bir kadın genç, ki şimdi eşek kadar insan oldular tabi ki, mezarlıkta şarap içerken yanlarındaki kızı öldürmeye karar verdiler. Ki bu olayın tamamı ile, kadın olan suçlunun diğer kadını kıskanmasından kaynaklandığı, yıllar sonra ortaya çıkmıştı. Neyse olaya dönersek. Bu elemanlar Akmar makmar deyince, o zamanda polis kısmısı tabi bu işlere gıcık. Uzun saçlı orada burada içen, abuk sabuk müzik dinleyen, küpe takan, sürekli birlikte gezen tiplerdi polis için bu insanlar. E doğru ya, Neşet Ertaş dinlemiyorlardı. O zaman gariptiler, e bunlardan mutlaka bir maraza çıkardı, e hadi o zaman yakalım dediler ve gazetelerle birlikte linç girişiminde bulundurlar hep birlikte.

Şimdi bu zamanımıza dönecek olursak, aslına bakarsanız o zamanlarda da sıkışmış olan gençliğin paralelinde olan insanlar görmekteyim İstanbul’da. Ülke yönetiminin sıkıcı baskıcı rejimsel doktrinleri karşısında bulanan bir gençlik. O zamanlar satanist olarak yaftalanan güruh, şimdi “gezici” olarak yaftalanmakta. Özgürce gezmek, dolaşmak, doğayla içiçe olmak, şehir içinde müzik yapmak ve dinlemek, gülmek gülümsemek hatta cadde ortasında holohop çevirmek isteyen bir gençlik var. O zamanki içe kapanık gençlikten farklı gibi görünen istekleri olan ama aslında istedikleri tek bir ortak nokta olan gençlik; Özgürlük!

Bu sıkı rejimler, daraltma politikaları ve betimleyici ayrımcılıklar bozuyor zaten bizi. Geziciler, lezzolar, homolar, satanistler oluveriyoruz bir anda. Hal bu ki bunların karşısında olan tek bir tamlama var bence, o da tam karşılığıyla “cahiller” ! Evet, halkımızın %60’ının tamamını kapsayan, okumamış ve okumayan, tv karşısında sadece evlilik ya da ayrılık programlarını izleyen kara cahil bir toplum. Liderlerinin ya da lider bildiklerinin ya da gazete manşetlerinin hedef gösterdiği herkesi yermek için bekleyen kara cahil bir toplum.

Şimdiki Durum Nedir?

Değişen bir şey olmadığını bu toplumun 99 yılına geri döndüğünü aslında herkes apaçık görebilir. Azıcık aklı olan insanın yakında bir Sivas katliamı daha yaşanabileceğini ön görebilir. Cahilliğin oluşturduğu toplumsal ayrılıkların, siyasiler tarafından oy için kullanılarak ve körüklenerek uçurumlara dönüştürüldüğü bir toplumuz yine. Ülke olamamış vatan bilememiş, marş söyleyememiş, kimisi atasını yeren, kimisi atasını öven hala kara cahiller ülkesiyiz biz.

Demedi demeyin, bir fıçı barut üstünde oturuyoruz, ve her an “satanistler” ya da “geziciler” yaftalamasıyla; ateist, dinsiz, anarşik, vatan düşmanı, allahsız şarapçı olmaya adayız. Bilesiniz.

0 Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

or

Log in with your credentials

or    

Forgot your details?

or

Create Account