Egemenler ve Dinler

Egemenler ve Dinler

Dinler, dünyada günümüz evrensel hukukun oluşmadığı, vahşi, barbar, güçlünün ya da egemenlik kurmuş olanların arzularının hüküm sürdüğü dönemlerde inmiştir. Son üç semavi dinin geliş tarihleri 3000 yıl, 2000 yıl ve 1400 yıl öncesini bulmaktadır. Nitekim Galilei’yi yargılayan, hukukun temsilcisi olarak hüküm süren din adamlarıdır. Daha 600 yıl öncesinde yargılamaları düzen ve hukuk adına, din adamları yapmıştır.

Günümüz hukukunun çıkış coğrafyası da batı medeniyetine dayanır ve 600 yıl evveli Galilei’yi yargılayan rahipler 600 yıldan bu güne kapsayan sürede yurttaşlık ve bilinç üzerine insanların düşünmesini zorlamıştır. Fransız devrimi ile birlikte kapitalist ve materyalist sistemler şekillenmeye başlamış, yurttaş ve devlet nizamında farkındalık oluşmaya başlamış, bir nevi krallar, imparatorlar, padişahların hüküm sürdüğü dönemde, söz söyleme, hak dağıtma yetkisi tekelinin dışında bir hukukun oluşmasının temelleri 1800 lerde atılmaya başlanmıştır. Tek din eksenli hukuk sistemi ve yargılama gücü olarak din adamları, gelişen coğrafyada ve değişen ekonomik ve sosyal hayatla birlikte, siyasi ve hukuksal olarak da yeni dünyada bu 200 küsur yıldan beri süregelen değişimlere ayak uydurmak zorunda kalmışlardır. ne yazık ki Osmanlıdan günümüze cumhuriyetle birlikte anayasal düzende 1924 anayasası kadar cesur olunamamıştır.

Hilafetin kaldırılmasından daha önce çeşitli girişimler olmuş fakat, hilafetin de şeyhülislamlık makamının da, modern hukuka uymaya çalışmışsa da, 1924 kadar ilerleme kaydedememiş ve sonuç alınamamıştır. Dinler egemenlere karşı inmiştir. Egemen güçlerin dini ellerinde tutmaya çalışmalarının sebebi bu yüzdendir. Kutsal kitaplarda hep bahsedilen “onlar” egemen olanlardır. Zayıf olan ve köle olanlar için tavsiyeler ve cesaretlendirici sözler içermektedir.  Egemenler ise tehdit edilir. Cehennemle korkutulur ve mülkün güçlüye değil sadece ve sadece Allah a ait olduğunu söyler. Çünkü egemen olan elindeki güçle ve mülkle zayıf olanı ezmeye çalışırsa bunun yanlış bir davranış olacağını ve aslında kendisinin sandığı her şeyin gerçek sahibini hatırlatır kitaplar.

Genel anlamda kuranında özü budur ve bu öz dünyanın sorunlarını irdeler. Sınıfların, efendi ve kölelerin bulunduğu, günümüz yaşantısından çok uzak kabile hayatının sürüldüğü dönemlerde, Firavunun her davranışının tanrı adına olduğu ve her kesiminde tanrı için firavuna itaat etmesi düzenine Musa bu şekilde karşı çıkmıştır. Musa saray içerisindeki din tüccarlarına karşı çıkarken, firavunun ve diğer egemenlerin tanrı söylemlerini çürüterek kölelere “tanrı sizin firavuna biat etmenizi istemiyor” diyerek mücadele etmiştir. Musa kendi firavunluğunu ilan etmeyip, tanrının vicdanı ve tanrının aklıyla doğru olanı seslenmiştir. Binlerce yıl kutsal emarelerle inançlarını perçinleyen halka Musa, tanrının yolladığı Cebrail vasıtasıyla gelen mesajlarla dönüş yapmıştır. Lakin kendisini her zaman elçi olarak tutmuştur. İnsanların içlerine işlemiş olan kutsal irade olan inanç mekanizması işlemeyen halka İsa ve Muhammed de aynı tebliğ yoluyla mesajlar iletmişlerdir. İnsanlara dünya yaşamını, bölüşümü, adaleti, hakkı anlatmışlardır. Dolaysıyla dinler yoktur, tek din vardır ve esasında peygamberimiz için son peygamber denilerek ve güzelde bir kitap bırakılarak İslam son din olarak kalmıştır.

Biz, günümüz insanlarının yapması gereken, kuranı iyi anlamaktır. Anlamak içinse 2 metodu gözardı etmeyelim;
1. Kuran 20 küsür yılda günlük yaşam ve olaylara göre intikal etmiştir ve o günün bizatihi yaşanan olaylara “karşı çıkış” ya da “onay” olarak inmiştir.
2. Kuranda geçen “iman edin” söylemleri Allahın varlığına iman edin değildir, zaten Allah ın varlığına iman eden cehill lehep Süfyanlara hitap ediyor ki o günün egemenleri onlar ve abdestli namazlı kişiler, o nedenle iman edin söylemi Kurandaki Kuranın içeriğine iman edin’dir.

Hüseyin Öztürk

3 Comments
  1. Beanu’in profil fotoğrafı
    Beanu 2 sene ago

    kuranı anlamak için önce okumak gerekir. ben henüz başlarındayım. daha ezilen sınıfın diğerleri ile eşit olduğuna dair ibarelere rastlamadım. umarım rastlarım ve ön yargılarımdan kurtulurum.

  2. Author
    hüseyin öztürk 2 sene ago

    beanu. ilk ve tek yorumu yazdığınız için teşekkür ediyorum. bir sonraki yazıda bu konuyu kendimce anlatmaya çalışacağım
    bence kuranı kendiniz okumaya çalışmayın [ortalama ben kadar olabileceğiniz kuran dilini anlama konusunda önkabulüyle] söylüyorum anlayamayabilirsiniz ben öyleyim misal ama görüşlerine güvendiğiniz uzmanları takip edin hemde 1 den fazla olsun uzmanki kıyasalama yapabilirsiniz ben öyle yapıyorum bu kuran ve din konusunu 5 yıldır anlamaya çalışırken bakara 223 ü bugün tam, olduğu, olması gerektiği, inen dinin genel ruhuna uygun anlamını öğrendim okumadıysanız mutlaka okuyun yazıyı çok aydınlatıcı
    esat arslanın yazısı

  3. Hüseyin Namal 1 sene ago

    Oldukca aydınlatıcı bir makale. Dine bu açıdan bakmamıştım. Ayrıca yazarı da adaşım 🙂 Hüseyin hocama saygılar.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

or

Log in with your credentials

or    

Forgot your details?

or

Create Account