Gerçek âlim, inanç ve iman esaslarını derinlemesine bilen, Allah’ın kitabının temel felsefesini iyi anlamış, kitabın ayetlerini ve bu ayetlerin delalet ettiği manaları kavrayan, kitabı bize ulaştıran elçiyi ve onun yaşamını etraflıca bilen, derin irfan ve hikmet bilgisine sahip, sözün ve kalemin gücünü iyi kullanan, dünya-ahiret, sevgi-nefret dengesini gözeten, batıla ve taraftarlarına karşı gayet şiddetli, müminlere karşı alçak gönüllü ve şefkatli, hayra davet eden, yazdığı kitaplarda kaybolmayan, kitap yazmak için yazmayan, konuşmak için konuşmayan, sözün gerektiği yerde sükûtun beş para etmediğini bilen, istişare eden, anlık duygusal davranışlardan uzak duran, dininden beslenmeyen, dininin adamı olup din adamı olmayan, bildikleriyle amel eden entelektüel derinlikli ve hikmet bilgisine sahip olan, bildiğiyle amel ederek batini cihada, nihayet kılıcını kınına sokmayarak, silahını boynundan indirmeyerek, her an spor yapıp fiziksel bedenini zinde tutarak zahiri cihada hazırlıklı olan bir kimsedir.
Bir alim, öncelikle sözün ve kalemin gücünü kullanırken söylediği sözlerin ve yazdığı kitapların arasında kaybolmamalı, bilgelik ve hikmetten bahsedip irfan denizine yelken açarken aynı zamanda ümmetin ırz ve namusunun ayaklar altında alındığı, tüm kalelerinin fethedildiği, kitabın ve onun ayetlerinin çağ dışı sayıldığı, müminlerin kendi coğrafyalarında aşağılandığı, hor ve hakir görüldüğü bir çağda silahını da kuşanmayı, kılıcını da Allah için kullanmayı bilmelidir.

Nasıl ki virüsler olduğu sürece bıçaksız doktor, ameliyathanesi olmayan hastane hayal etmek imkansız ise aynı şekilde insan ve cin şeytanların olduğu bir dünyada da kılıcını kınına sokmuş, silah kullanmasını dahi bilmeyen ve silahtan korkan bir kimsenin alim olduğunu düşünmek veya hayal etmek de kitaba göre imkansızdır.

Şayet bir kimse bu çağda sürekli konuştuğu, anlattığı ve yazıp çizdiği halde, silahtan korkuyorsa, kılıcını kınına sokmuş ise o kişi asla alim değildir. Bu tür kişiler kendi anlattıklarında, kendi kitaplarının açtığı enkazda, yaldızlı söz ve yazılarının getirdiği o dengesiz ruh haleti içinde boğulmaya mahkumdurlar.

Silahını terk eden ve sonra da ilimden ve hikmetten dem vuran bir kimse, peygamberi asla gereği gibi anlayamamış, kitabı ise hiç okumamış demektir. İlim ve silahı kuşanan alimler ancak topluma öncülük edebilirler ve sadece bu kimlikte alimler adalet devletinin sağlam temellerini atabilirler.

Bilinmelidir ki sadece ilimle hemhal olmuş ve fakat kılıcını terk etmiş, silahtan korkmuş mümin bir adamın durumu tıpkı tıp ile ilgili derin bilgisi olan, bunu her platformda anlatan, yazan ve paylaşan ve fakat ameliyat bıçağı kullanmaya sıra gelince bundan korkan veya kaçınan adamın durumu gibidir.

Ben bıçaksız bir doktor, ameliyathanesi olmayan bir hastane hayal edemeyeceğim gibi kılıcını kınına sokmuş, silahtan korkan bir alim de düşünemiyorum. Eğer bir kimse kılcını kınına sokmuş, silahtan korkuyorsa ve sürekli anlatıyor, yazıyor ve konuşuyorsa aslında bu adam peygamberi anlamamış demektir ki böyle bir kişi asla alim olamaz.

Çağımızda sürekli yazan-çizen, sürekli konuşan alim bulmak çok kolaydır, lakin hem yazıp-çizen, hem konuşan ve hem de silahını kuşanmış alimler bulmak neredeyse imkansızdır. Genelde birinci türde alimler halkı buyurgan ve despot otoritelere itaat ettirmek için vardır. Oysa, ikinci türden alimler ise sorgular, sorulmayanı sorar ve böylece yerleşik buyurgan düzenleri ve otoriteleri korkutup rahatsız ederler.

Bu gün şanı yüce olan Allah, yeryüzüne bir peygamber gönderse-ki bu asla olmayacaktır- inanıyorum ki bu peygamber, buyurgan siyasal düzenlerin kiralık adamları tarafından insanlığa yeryüzünün en büyük teröristi olarak lanse edilecektir.

Şurası unutulmamalıdır ki müminler tıpkı bir doktor gibidirler. İlaçla tedavinin işe yaramadığı yerde gerektiğinde bıçaklarını kullanmasını bilmelidirler. Nitekim Allah elçisi (as) buyurdu: “Ben kıyamete doğru ortağı olmayan, bir olan Allah’a ibadet edilinceye kadar kılıçla mücadele etmekle gönderildim. Rızkım mızrağımın gölgesi altında konulmuştur. Görevime karşı gelenlere alçaklık ve maskaralık vurulmuştur. Kim bir kavme benzerse o da onlardandır.” Buhari, cihat 88

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account