İNİŞ SIRASINA GÖRE KADIN AYETLERİ 2

ESAT ARSLAN

 

PASAJ 5

ŞUARA

165 – “Siz alemlerde erkeklere mi gidiyorsunuz?”

166 – “Rabbinizin sizler için eşlerinizde yarattığı şeyleri bir kenara bırakıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan bir kavimsiniz!”

167 – Onlar şöyle dediler: “Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın.”

 

  1. Bu pasaj dikkate alındığında meselenin sadece bir eşcinsellik tartışması olmadığı görülür.
  2. Çünkü bu kavim sadece yatak odasında değil, her alemde kadınları bırakıp erkeklere yönelmişlerdir.
  3. Bu alemler nelerdir? Ev, iş, okul, kamu, sivil toplum, siyaset, vb gibi alemler.
  4. Yani Lut’un kavmi kadınları tüm bu alemlerden dışlamıştır.
  5. Oysa Allah’ın istediği kadının tüm bu alemlerde erkeklerle içiçe olmasıdır.
  6. Bu içiçelik sadece fiziksel bir içiçelik değildir. Değerler anlamında da bir içiçelik vardır.
  7. Çünkü Allah “kadınlarda rabbiniz sizin için her ne yarattıysa” derken kadına ait değerleri ve o değerlerin de bu alemlere mal edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
  8. Alemlerin/ alanların paylaşımı ve bu alanlarda değerlerin paylaşımı tam da Simone de Beauvoir’in İkinci Cins adlı kitabında ‘mitsein’/’beraberce varoluş’ dediği ilkedir.

PASAJ 6

NEML

BELKIS KISSASI

 

  1. Neml Suresindeki bu uzun kıssayı özel olarak irdelemedim.
  2. Fakat bu kıssa bilge bir kadın hükümdarın Müslüman oluş hikayesini anlatıyor.
  3. Haliyle kadına karşı geleneksel bir önyargı olan “kadın duygusaldır, ve akıl ve bilgelikle karar veremez” önyargısını yıkıyor.
  4. Ayrıca Belkıs Müslüman kadınlara örnek olarak gösterilen bir figür.
  5. Haliyle Belkıs üzerinden Müslüman kadın kraliçe değerlerine sahip bir figür olmaya doğru yönlendiriliyor. Ve elbette kraliçe olmaya. Evrenin olmasa da, bulunduğu alanın kraliçesi olmaya…
  6. Kıssanın sonunda Belkıs’ın Süleyman’a teslim olması sözkonusu değildir. Süleyman’ın Belkıs’tan istediği teslimiyet Allah’adır. Ve burada her iki figür, Belkıs ve Süleyman, ortaktırlar.
  7. Kısaca hikayenin sonunda Belkıs ve Süleyman aynı cennette olduğu gibi ortak bir krallığın kral ve kraliçeleri olarak beraberce hüküm sürerler topraklarında.
  8. Haliyle eğer sadece Kuran’a bakacak olursak kadının siyasal otorite olmasının önünde engel hiçbir şey yoktur İslam’da.
  9. Kaldı ki Peygamberin eşi Ayşe, Talha ve Zübeyr gibi İslam önderlerinin olduğu bir topluluğa siyasal otorite olabilmişti.
  10. Haliyle kadının siyasal otorite olmasına engel teşkil eden hadisler ya uydurulmuş, ya da iyi halinde bağlamından çarpıtılmış hadislerdir.

 

PASAJ 7

KASAS

21 – Musa korka korka, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. “Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar” dedi.

22 – Medyen’e doğru yöneldiğinde: “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir.” dedi.

23 – Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir çok insan buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını suyun olduğu yerden) geri çeken iki kadın gördü. Onlara “Derdiniz nedir?” dedi. Şöyle cevap verdiler: “Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (onların içine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da çok yaşlıdır. “

24 – Bunun üzerine Musa, onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve “Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım” dedi.

25 – Derken, o iki kadından biri güzelliğini sergiler bir tarzda yürüyerek ona geldi. “Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanları) sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor.” Musa, ona (Hz. Şuayb’a) gelip başından geçeni anlatınca o, “korkma, o zalim kavimden kurtuldun” dedi.

26 – (Şuayb’ın) iki kızından biri: “Babacığım! Onu ücretle (çoban) tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, bu güçlü ve güvenilir adamdır” dedi.

 

  1. Yine olmuş bitmiş ve tekrarı olmayacak bir hikaye. Fakat yine bizlere ezeli ve ebedi bir mesaj sunuyor.
  2. Hikaye şu: Musa berbat bir şekilde Medyen’e gelmiştir. Orada erkekler kuyu suyunu çekmektedir. İki kadınsa kuyudan ve suyundan mahrum bırakılmıştır. Musa kadınlar için kuyudan su çeker. Fakat belli ki bunu yapmak için erkeklerle kavga etmiştir. Çünkü 26. Ayette Şuayb’ın kızı Musa’yı babasına ‘güçlü’ bir erkek olarak tanıtır.
  3. Kuran’da neredeyse herşey bir misaldir. Evrensel ezeli ebedi olan birşeyin misali. Bu kıssa da bir misaldir. Neyin misali? Kadın hakları savunucusu olmanın misali.
  4. Neden? Çünkü hikayede kuyu bir semboldür. Ve toplumun maddi ve manevi kaynaklarına göndermede bulunur. Kenardaki kadınlarsa kadınların toplumun kaynaklarından mahrum edilişini sembolize eder. Musa’nın erkeklerle kavga ederek kadınlara su sağlamasıysa Allah’ın erkekleri Musa gibi bir kadın hakları savunucusu olmaya teşvik etmek içindir. Bu kıssayla Allah Müslüman erkeğe “ey Müslüman erkek! Toplumun kaynaklarından faydalanmada kadın ve erkek eşit hakka sahiptir. Ve sen de bu eşitlik için gerekirse Musa gibi savaşacaksın” der.
  5. Kuran’da konuyla ilgili bir sonra indirilen pasaj da bu temayı genişletmek içindir. Bakalım.

 

PASAJ 8

EN’AM

136 – Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah’a bir hisse ayırmakta ve kendilerince: “Bu, Allah’a ait; şu da ortaklarımıza ait” demektedirler. Ortakları için olan hisse Allah’a ulaşmamakta, fakat Allah’a ayrılan hisse ortaklarına ulaşmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdür.

137 – Yine ortakları, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi güzel gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırak!

138 – Zanlarınca dediler ki:”Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar.” Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah’ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah’a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktır.

139 – Dediler ki: “Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır”. Eğer ölü doğarsa o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Çünkü O hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.

140 – Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, Allah’a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uğradılar. Bunlar, doğru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de değillerdir.

141 – Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O’dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; ama israf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

142 – Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. Allah’ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

143 – Sekiz çift: Koyundan iki, keçiden iki. De ki: “(Allah), iki erkeği mi haram kıldı yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Eğer doğru iseniz bana ilimle haber verin.”

144 – Ve deveden iki, sığırdan iki. De ki: (Allah), “İki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi, ya da iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Yoksa, Allah’ın size böyle vasiyet ettiğine şahitler mi oldunuz? (O’nun yanında mıydınız?). Böyle hiçbir bilgiye dayanmadan, insanları saptırmak için, Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz Allah, o zalimler topluluğunu doğru yola iletmez”

145 – De ki: “Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahut domuz eti – ki bu gerçekten pistir yahut Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir)” Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir.

146 – Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiğe karışan yağlar dışında, sığır ve koyunun da, yağlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.

147 – Eğer seni yalanladılarsa, de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. Bununla beraber O’nun azabı da suçlu toplumdan geri çevrilmez.”

148 – Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz.”

149 – De ki: “En kesin ve üstün delil, Allah’ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi.”

150 – De ki: “Haydi, Allah bunu yasak etti diye tanıklık edecek şahitlerinizi getirin.”. Eğer onlar şahitlik ederlerse, sen onlarla beraber şahitlik etme. Âyetlerimi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların keyiflerine uyma. Çünkü onlar Rablerine başkasını denk tutuyorlar.

151 – De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.

152 – Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir.

153 – İşte benim doğru yolum budur; ona uyun. Sizi O’nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın. (Azabından) korunmanız için Allah size böyle tavsiye etmiştir.

 

  1. Bu pasajın tümünün çözümlemesini okura bırakıyorum. Sadece iki üç noktayı işaret edeceğim.
  2. Birincisi burada tartışılan konu herhangi bir haram kılma değildir. Aksine burada zemmedilen şey şudur: bu nimetlerin bir kısmı erkeğe helal, kadınaysa haram kılınmıştır. Yani esas tartışılan budur.
  3. Allah bu tartışmayı ikinci bir tartışmaya bağlar: “kız çocuklarını öldürmeyeceksiniz!” Yani aslında bu iki tartışma aynı tartışmanın parçasıdır. Çünkü daha önce dediğimiz gibi ‘kız çocuğunu öldürmek’ sadece onu fiziksel olarak öldürmek anlamına gelmez. Onu haklarından sistematik olarak mahrum etmek, onu köleleştirmek ve ikinci sınıflaştırmak da bu anlama gelir.
  4. Pasajda sekiz çift, onların erkekleri, dişileri ve yavruları da tartışmaya dahil ediliyor. Bu çok ilkel bir akıl yürütmenin resmedilişidir. Yani eğer tanrılarınız kadın ve erkeğe duyarlıysa ve erkeğe helal kıldığını kadına haram kılıyorsa bu sekiz hayvan çiftinde de aynı duyarlığa sahip olmalıydılar demeye getiriyor Kuran.
  5. Haliyle sekiz çift tartışması ‘eleştirel hukuk düşüncesi’ne bir kök sağlıyor. Çünkü eleştirel hukuk düşüncesine göre hukuk adaleti sağlamanın çok ötesinde toplumda haksız bir iktidarı cisimleştirmek için çalışır. Ve bu haliyle hukuk bağrında ciddi çelişkiler ve boşluklar taşır. Hukuk eleştirmeninin vazifesi de bu çelişkileri ve boşlukları açığa çıkarmaktır.
  6. Yani sekiz çift tartışması bağrındaki feminist damarın yanında ‘eleştirel hukuk düşüncesi’ için de bir çıkış noktası işlevi görüyor.
  7. Pasajda bahsedilen hayvanlar ve meyveler elbette ki birer semboldürler. Ve toplumun iktisadi ve kültürel nimetlerine işaret ederler.
  8. Bu haliyle pasaj son derece ilkel olmasının yanında çağüstü bir pasajdır. Çünkü bu ilkellik zamanları ve mekanları kuşatan bir akletmenin ‘bir çocuk da anlayabilsin’ diye alabildiğine basitleştirilmiş bir forma kavuşturulmasından doğar. Basitlikten değil.

PASAJ 9

ZÜMER

6 – O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun eşini de ondan var etti.

 

  1. Bu ayette ‘nefis’ için kullanılan kelime dişildir. ‘Eş’ için kullanılan ifade erildir. Yani insan yaratılışında ilk ilke dişildir. Eril olan ondan yaratılmıştır. Artık haliyle Adem’in mi Havva’dan yoksa Havva’nın mı Adem’den yaratıldığı meselesi göreli bir meseledir.
  2. Fakat bu ayet, dişiliği öne çıkaran bu haliyle feminist kozmolojiye bir katkıdır. ‘Üretkenliğin, doğurganlığın, vericilik ve cömertliğin ve barışın’ ilkesi olan dişillik kozmolojide ‘kıskançlığın, rekabetin, savaşçılığın, egonun ve bencilliğin” ilkesi olan erillikten daha temel bir yere sahiptir.
  3. Belki her iki ilke de gereklidir. Ve ahenk altına alınması gerekir. Ama öncelik feminen değerlere aittir.
  4. Zaten Tanrı’nın en merkezi adlarından birinin ‘Rahim’ olması ve anne rahmine gönderme yapması da kozmolojideki ve tanrısallıktaki bu kadınsı değeri tahkime yöneliktir. Bu kadınsı değerin tasavvuftaki yansıması Allah’ın ‘cemali’ olduğu söylenen isimleridir.
  5. Bu ayetin ve Allah’ın cemali isimlerinin zorunlu ürünü olan bu bakış Charlotte P. Gilman’ın yaratmak istediği ‘kadın dini’ne denk düşer.
  6. Kuran açısından konuşacak olursak kadın dini İslam’ın herşeyi değil, ama keşfedilmesi gereken bir boyutudur bu haliyle. Ve bu noktadan da Kuran feminizmle bir diyaloga açıktır.

 

 

esat arslan

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account