kuranda kadın tartışması 6

İNİŞ SIRASINA GÖRE KADIN AYETLERİ 6

ESAT ARSLAN

PASAJ 28

NİSA

75 – Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: “Ey Rabbimiz! bizleri bu halkı zâlim olan memleketten çıkar, tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gönder” diye yalvarıp duran güçten düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocukların kurtarılması uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?

  1. Bu ayet Nisa Suresinin zirvesidir. Sure yetimler üzerinden çocukları korur. Sonra kadın haklarını sıralar ve onları korur. Sonrasında ise bu ayetle Müslümanlara erkekler, kadınlar ve çocuklar için mücadele etme görevini yükler.

  2. Mücadele kalemleri ayrı ayrı sayılmıştır. Yani soyut olarak insanların hakları uğruna mücadele değil. Erkeklerin hakları, kadınların hakları ve çocukların hakları için ayrı ayrı mücadele.

  3. Fakat ne yazık ki sure boyunca kadınlara olağanüstü haklar tanınmasına rağmen geleneğimiz Peygamber döneminde gelişmeleri dondurarak bu ayetteki manifestonun anlamını yitirmiştir.

PASAJ 29

NİSA

128 – Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

129 – Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

130 – Eğer karı-koca birbirlerinden ayrılacak olurlarsa, Allah, onların her birini geniş lutfuyla muhtaç bırakmaz. Allah’ın lutfu geniştir, hikmeti büyüktür.

  1. Geleneğimize göre kadının boşama hakkı yoktur. Boşayan taraf erkektir.

  2. Fakat bu pasaj bir bütün olarak okunursa ve eğer Kuran’ın kadınla ima yollu konuştuğu hatırlanırsa buradan çıkacak sonuç Kuran’ın kadına boşama hakkı verdiğidir.

  3. Çünkü 128. Ayetteki geçimsizlik ya da yüz çevirme probleminin nihai çözümü 130. Ayette verilir.

  4. Eğer karı koca ayrılacak olursa, der Kuran… Belli ki burada ayrılmayı seçen taraf nüşuz ya da yüz çevirmeden endişe eden kadın tarafıdır. Yani bu durumda boşanan taraf kadındır, erkek değil.

  5. 130. Ayet yine şöyle der: Allah boşanma durumunda iki tarafı da (yani öncelikle kadını) muhtaç durumda bırakmaz. Yani: “ey kadın! İhtiyaç içine düşmekten korkmadan boşanabilirsin.”

  6. Kuran kadını nasıl ihtiyaç içinde bırakmayacağını Talak Suresi’nde gösterecek. Yani nafaka hakkı.

PASAJ 30

TALAK

1 – Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah’tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilmezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

2 – Sürelerinin sonuna vardıklarında onları güzelce tutun, yahut güzellikle onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun. Şahidliği Allah için yapın. İşte Allah’a ve son güne inanan kimseye öğütlenen budur. Kim Allah’tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu yaratır.

3 – Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

4 – Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdetini görmemiş bulunanlardan eğer şüphe ederseniz (iddetlerinin nasıl olacağında tereddüt ederseniz), onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları, doğum yapmalarıdır. Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

5 – Bu, Allah’ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah’tan korkarsa Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükafatını büyütür.

6 – O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yeri (yaşam standartlarınızı) gözeterek oturtun ve onları sıkıştırmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onları besleyin. Sonra sizin için emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup danışın. Güçlük çekerseniz çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

7 – Eli geniş olan genişliğine göre nafaka versin. Rızkı kısılmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiğinden versin. Allah bir kişiye ne vermişse ancak onu teklif eder. Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

  1. Dikkat ederseniz bu pasajda 1. Ve 2. Ayetlerdeki iddet süresinde kocanın evinde oturma hakkı ile 6. Ayetteki boşanmış kadınların ‘erkeklerin oturduğu yer gözetilerek kadınların bir yerlerde oturtulması’ emri bir ve aynı emir değildir.

  2. Halbuki geleneğimizce bu iki emir bir ve aynı emir sayılmıştır. Dolayısıyla da iddet süresi bitince kadına her hangi bir nafaka borcu olmaksızın kadın ailesinin evine gönderilmiştir.

  3. Oysa iddet süresinde kocanın evinde oturma hakkının ötesinde ikinci emir nafaka hakkını düzenler. Boşandığınız bir kadına nafaka olarak vereceğiniz şey şudur, der ayet: siz hangi olanaklarda oturuyorsanız onun da aynı olanaklarda oturtulması.

  4. Yani boşanmadan sonra kadın kocasının tüketim olanaklarına sahip olacak bir yaşama sahip kılınmak zorundadır kocası tarafından.

  5. 6. Ayetteki ibareyi şöyle çevirince haliyle bu anlam görünmez olur: “boşandığınız kadınları oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun.” Haliyle anlam bu olunca buradaki oturtma sadece iddet müddetini kuşatır.

  6. Halbuki doğru çeviri “oturduğunuz yeri gözeterek oturtun” olmalıdır.

  7. Yani 6. Ayet boşanmış kadının haklarını sıralıyor: (1) nafaka hakkı. (2) hamileyse geçiminin sağlanması. (3) çocuk emzirecekse ücretinin verilmesi.

  8. Ve 7. Ayet de nafaka bahsini böylece tamamlıyor. Yani zengin olan gücü ölçüsünde, fakir olan da gücü ölçüsünde nafaka verecek.

  9. Böylece bu pasaj Bakara Suresinde başlayan ve Nisa Suresinde devam eden bir tartışmayı sonlandırıyor.

  10. Bakara Suresinde Allah demişti ki ‘boşandığınız kadına örfe göre bir nafaka verin.’ Nisa Suresinde kocasından boşanan kadına demişti ki ‘merak etme Allah seni muhtaç bırakmaz.’ İşte bu sureyle Allah nafaka hakkının ölçüsünü koyarak (yani kocanın oturma ve tüketim ölçülerinde bir oturma ve tüketim düzeyini sağlayacak bir nafaka) Allah’ın kadını nasıl muhtaç bırakmayacağını da beyan etmiş oluyor.

PASAJ 31

NUR

27 – Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.

28 – Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün!” denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. Allah, yaptığınızı bilir.

29 – İçinde kendinize ait bir şeylerin bulunduğu meskun olunmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.

  1. Bu pasajın mesajı kabaca şudur: eve girmek izin gerektirir. Sivil toplumun kurumlarına girmenizdeyse hiçbir sakınca yoktur.

  2. Peki bunu niye söyler? Tek sebeple… Hitabın amacı kadınların ve erkeklerin hangi koşullarda birarada bulunabileceğini düzenlemektedir.

  3. Yani eve girmek, yani kadının ve erkeğin mahrem bir alanda başbaşa bulunması sözkonusu değildir. (dostlar arası ailecek paylaşılan bir mahrem alan konu haricidir).

  4. Fakat iş 29. Ayetteki evlere gelince, yani içinde yatılmayan/meskun olunmayan kafe, işyeri, gibi sivil toplum mekanlarına gelince kadınlar ve erkekler beraberce aynı alanları paylaşabilirler.

  5. Beraberce… Kastedilen budur. Yani sivil toplum mekanlarında kadınlar ve erkekler biraraya gelebilir, dost arkadaş olabilir, sohbet edebilir, vs.

  6. Burada kısıtı 29. Ayet veriyor: Allah sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Yani kişi niyetini temiz tuttuğu sürece sivil toplum mekanlarında karşı cinsle sosyalleşmesinin bir günahı yoktur.

  7. Zaten bu pasajdan hemen sonra gelen tesettür ayeti tam da bu konuyu düzenlemek içindir. Yani “ey Müslüman kadın! Sivil toplum içine çıkacaksın. Kadınlarla ve erkeklerle muhatap olup dostluk kuracaksın. Bunun önkoşulu bedenini cinsel bir meta haline getirmemektir.”

  8. Yani tesettür kadının toplumsal yaşamdan dışlanması için değil, aksine onu toplumsal yaşama ve erkeklerin dünyasına dahil etmek içindir. Kuran’ın bu pasajlardaki felsefesi budur.

  9. Tesettüre buradan bakınca feminizmin bazı damarlarında varolan bir söylemle içiçe geçer: Wollstonecraft, de Beauvoir gibileri alıntılarsak: “ey kadın! Toplumsal yaşama katılacaksın. Erkeklerle aynı dünyayı paylaşacaksın. Sakın bedenine cinsel bir meta olarak biçim verme.”

PASAJ 32

TAHRİM

11 – Allah, inananlara da Firavun’un karısını örnek gösterdi. O şöyle demişti: “Rabbim! Bana yanında cennetin içinde bir ev yap, beni Firavun’dan ve onun (kötü) işinden kurtar. Ve beni şu zalim toplumdan kurtar!”

  1. Mümin Suresinde Firavun’un ailesinden olan ve imanını gizleyen bir figür vardır. Bu figür Musa’yla Firavun’un yaşadığı krizin bir yerinde tam bir cesaretle ve bilgelikle Firavun’u ve Firavun’un saray halkını eleştirir.

  2. Kuran’ın başka bir yerinde bu figürden bahsedilmez. Bu ayet hariç.

  3. Firavunların eşlerinin yönetimde söz sahibi olduğunu tarihsel olarak bildiğimize göre söyleyebiliyoruz ki işte cesaret ve feraset timsali bu adam Firavun’un karısıdır.

  4. Kuran’da müşrik liderlerden sadece ikisi bilgelik göstermiştir: Firavun’un karısı ve Belkıs. Her ikisi de kadındır.

  5. Bu da kadından lider olmaz diyen geleneğimizin Kurani bakışta ne kadar hükümsüz kaldığının kanıtı oluyor.

  6. Kadın Kuran’da siyasi önder de olabilir, Meryem gibi din önderi de…

PASAJ 33-34

MAİDE

5 – Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Ve müminlerden iffetli hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse, ameli boşa gitmiş olur ve o, ahirette zarara uğrayanlardandır.

BAKARA

221 – Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar.

  1. Değişik zamanlarda gelmiş bu iki ayet beraberce okununca ortaya ilginç bir sonuç çıkıyor.

  2. Allah müşriklerle evlenme yasağı koyarken erkekleri ve kadınları beraberce zikrediyor.

  3. Ama ehli kitapla evlenme izni verirken sadece erkekleri zikrediyor.

  4. Kadınların ehli kitapla evliliği konusunda Kuran’da hukukçuların tabiriyle kasıtlı susma var.

  5. Bu kasıtlı susmayı nasıl değerlendireceğiz? Bu bir yasak mıdır, yoksa başka bir şey mi?

  6. Kuran’ın kadına asla dolaysızca ‘ey sen! Ey siz!’ diyerek hitap etmediğini söylemiştim.

  7. Burada da öyle görünüyor ki ehli kitapla evlenme iznini kadının fehmine bırakıyor. Yani çağın kadınının fehmine.

  8. Ne zamanki evlilik erkeğin kadın üzerinde otorite kurduğu bir ilişkidir. İşte o zaman ey Müslüman kadın sen bir ehli kitap erkekle evlenemezsin, demektir bu.

  9. Ama ne zamanki kadın evlendiğinde erkeğin hükümranlığına girmez, ey Müslüman kadın istersen sen de ehli kitap’tan bir erkekle evlenebilirsin, demektir bu.

  10. Çünkü eşyada asıl olan onun helal olmasıdır. Ve Allah’ın koyduğu bir yasak, ya da o yasaktan zorunlu olarak türeyen bir yasak sözkonusu değilse o şey helaldir.

  11. Ve buradaki kasıtlı susma da açık izin vermediği gibi, açık da yasak koymadığı için işi çağın ve kadının fehmine bırakır.

PASAJ 35

TEVBE

71 – Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yarlığayacaktır. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir.

72 – Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur.

  1. Kuran’ın kadın hakları konusundaki kapanışı bu ayetlerdir.

  2. Ve bu ayetlere göre erkek ve kadının birbirinin dostu ve velisidir.

  3. Peki veli ne demektir? Veli Kuran’da siyasal dost anlamına gelir.

  4. Yani kelimenin içi dolu anlamıyla birbiriyle dayanışan yurttaşlara veli denir.

  5. Haliyle kadının Kuran’da tüm siyasal hakları ve siyasal sorumlulukları tesis edilmiştir.

  6. Ve bu sure bir cihad suresi olduğu için Müslüman kadın erkeklerin velisi olarak cihadın tüm haklarının ve yükümlülüklerinin öznesidir.

  7. Haliyle Kuran’da kadın evine kapatılamaz. O, tüm kamusal haklara sonuna kadar sahip olarak davranılmak zorundadır.

 

esat arslan

0 Yorum

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account