Kuran’da Kadın Tartışması

Bir sahabi Sahih-i Buhari’de mealen şöyle söylüyor:
“Biz cahiliye döneminde kadınlarımıza çok kötü davranırdık. Sonra İslam geldi. Ve kadınlarla erkekler arasında ne olay yaşandıysa Vahiy kadınların hakkını savundu. Bu süreçte Kuran kadınlara öyle haklar verdi ki, Allah onları tepemize çıkaracak sandık. Ve kadınlara kötü davranmayı kestik. Fakat sonra Hazret-i Peygamber öldü. Vahiy kesildi. Bizler de kadınlarımıza eski kötü davranışlarımıza geri döndük.”
Bu yazı serisi bu sahabi sözünün tefsiri mahiyetindedir.

 

İNİŞ SIRASINA GÖRE KADIN AYETLERİ 1
ESAT ARSLAN

PASAJ 1
TEKVİR
1 – Güneş katlanıp dürüldüğünde,
2 – Yıldızlar bulandığında,
3 – Dağlar yürütüldüğünde,
4 – Kıyılmaz mallar bırakıldığında,
5 – Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,
6 – Denizler ateşlendiğinde
7 – Nefisler eşleştirildiğinde
8 – Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,
9 – “Hangi günahtan dolayı öldürüldü?” diye.
10 – Amel defterleri açıldığında,
11 – Gök sıyrılıp açıldığında,
12 – Cehennem kızıştırıldığında,
13 – Ve cennet yaklaştırıldığında,
14 – Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.

Kuran’da kadın haklarına dair ilk pasaj bu. Kuran’ın iniş sırasına göre yedinci suresine ait bu pasaj. Yani mesajın gelişinde daha yolun başındayız.
Pasaj anlam bütünlüğü olan tek bir pasaj. Herşey tek bir konuyu düzenliyor.
Bu konu nedir diye pasaja soracak olursak pasajı üçe bölmemiz gerekiyor.
1-7. Ayetler arası ilk bölüm kıyametin kopuşunu anlatıyor.
10-14. Ayetler arası üçüncü bölüm insanlara kıyamette verilecek karşılığı anlatıyor. Cennet ya da cehennem…
8-9. Ayetler arası merkezi kısımsa kıyametin niye kopacağını ve insanlara hangi sual etrafında cennet ve cehennemin verileceğini anlatıyor.
İşte bu kısım kadın hakları kısmı. Çünkü bu merkezi kısımda anlıyoruz ki kıyametin kopuşunun nedeni ve insanlara hesap soruluşunun nedeni toprağa diri diri gömülen bir kız çocuğuymuş. Kıyamet kopunca insanlara sorulacak soru şuymuş: “bu kız çocuğu hangi günahından dolayı diri diri öldürüldü?”

Eğer toprağa diri diri gömülerek öldürülme olayı yedinci asırda kalmış berbat bir bedevi örfü olmaktan ibaret bir şey olsaydı, o zaman derdik ki bu pasaj yedinci asır için bir manifestoydu. Fakat bu asırda böylesi vahşi uygulamalar yok. Onun için bu pasaj geride kalmış bir pasajdır.

Oysa gerçek böyle değil. Kuran oldukça deyimsel bir kitaptır. Bu deyimselliğin ipuçlarını bu seri boyunca süreceğiz. Burada da ‘kadının diri diri gömülerek öldürülmesi’ olayı mecazi bir ifadedir. Ve kadının sistematik olarak haklarından mahrum edilmesine ve sistematik olarak kadının bilfiil köleleştirilmesi eylemlerine tekabül eder.

Örneğin Firavun sistematik olarak israiloğlu erkeklerini ‘öldürür’. Buradaki öldürme mecazi değil de gerçek olsaydı, Musa kendi yanında onunla beraber mücadele edecek israiloğlu erkeği bulamazdı. Fakat buradaki öldürme, gerçek anlamını da dışlamayacak bir şekilde mecazi öldürmedir. Yani israiloğlu erkeklerinin sistematik olarak köleleştirilmesi ve haklarından mahrum edilmeleri eylemine tekabül eder.

Bu durumda ‘toprağa diri diri gömülerek öldürülen kız çocuğu’ da toplumu tarafından sistematik olarak ikinci sınıf ilan edilen, haklarından mahrum edilen ve köleleştirilen kız çocuğudur.
Ve bu haliyle pasaj günümüz için de manifesto niteliğini korur. Çünkü kadının ikinci sınıflaştırılması, haklarından mahrum edilmesi, köleleştirilmesi ve seks objesinden ibaret bir varlık kılınarak değerinden düşürülmesi gibi süreçler zamanımızda da etkin süreçlerdir.

Bu pasajı böylesine özgürleştirici ve manifesto-vari okumamıza engel olan bir gerçek var. Kuran’a göre de kadın ikinci sınıf değil midir? Çok eşlilik, dayak, kadının eve mahpusluğu, boşama hakkı olmaması, boşanınca nafaka hakkı olmaması, erkeğin evde tek hakim oluşu, vb görüşler Kuran’a ait değil midir?

Yeri geldikçe bunları tartışacağız. Şimdiden şunu söyleyelim. Eğer yukarıdaki pasaja verdiğimiz anlam hakikatse, bizim kadın-karşıtı ya da kadını ikinci sınıf kıldığını söylediğimiz ayet ya da pasajlar geleneğimizce yanlış okunmuş olmak zorundadır.

Şunu da hatırlatmadan geçmeyelim: geleneğimizin bünyesinde böylesi yanlışların olması bizim gelenekle ilişkimize ve geleneğin saygınlığına bir zarar vermez. Gelenek nereden baksanız ikiyüz bileşenli bir söylemdir. Burada değindiğimiz yanlışlıklar ise –en göze görünür konularda olsa bile- geleneğin düşüncesi için yüzeyde yer tutan birkaç konudan ibarettir.
Ve zaten geleneğimiz canlı olduğu dönemlerde de yanlışlayarak ilerliyordu. Şafii Ebu Hanife’yi, İbn Hazm Şafii’yi, Şatıbi tüm öncekileri, vs yanlışlayarak geleneği inşa ediyordu. Yanlışlanmak geleneği imha etmez. Aksine cilalar.

PASAJ 2:
ARAF
24 – (Allah) buyurdu: “Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir.”
25 – “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (dirilip) çıkarılacaksınız!” dedi.

Bu pasaj Adem, Havva ve İblis’in cennetten kovuluşunu anlatıyor.
Burada vurgulanan husus cennetten kovulmanın kovulanları birbirine düşmanlaştırmış olmasıdır.
Yani Adem, Havva ve İblis artık birbirine düşmandır. Kısa konuşursak yeryüzünde insanlar arasında ortaya çıkmış ilk düşmanlık Adem’in ve Havva’nın, yani erkeğin ve kadının birbirine düşmanlığıdır.

Kuran bu düşmanlığı yoksaymaz. Bu düşmanlığı veri olarak kabul eder. Ve Müslümana başka ayetlerinde “kavuşturulması gereken bağı kavuşturun” diyerek böylesi bir düşmanlıkta nasıl bir rol oynaması gerektiğini anlatır.

Yani ortada erkek-kadın ontolojik düşmanlığı vardır. Ki bu düşünüş Kuran okuyan bizleri feminizm akımları içerisinde bu noktayı öne çıkarmakla mümeyyiz radikal feminizm akımıyla bir diyalog içine sokar.

Ve ikinci olarak Müslümanın vazifesi bu düşmanları yeniden barıştırmaktır. Adalet temelinde bu düşmanlığın koşullarını ortadan kaldırmaktır.

Bu pasaj başlıbaşına bize kadın-erkek adaletinin ilkelerini vermiyor. Ama ele aldığımız ilk pasaj kız çocuğunun diri diri gömülmesine isyan ederken Kuran’ın kadın-erkek haklarında kadının yanında olacağının ipuçlarını veriyordu. Sonra gelecek pasajlara da baktığımızda bu ipuçları gelişecek. Ve muhtemelen kadın karşıtı olmakla suçlanmış Kuran’ın aslında kadın hakları müessisi bir dinin temel başvuru kitabı olduğunu da göreceğiz.

Bu pasajda vurgulanan düşmanlık aynı zamanda işçi-burjuva, Türk-İngiliz, Şii-Sünni, Doğu-Batı vs düşmanlıklarını da içermektedir. Yani cennetten kovuluş parçalanmış ve antagonistik bir ilişkiler ağı yaratır –ki oradaki her ilişki düşmancadır. Ve Müslümanın vazifesi insanları yeniden birbirine kavuşturmaktır.

Ama bu durum şu gerçeği değiştirmiyor: ontolojik olarak ilk düşmanlık, kökensel olarak asli düşmanlık Adem’in Havva’ya düşmanlığıdır. Yani toplum kuruluşunda radikal feminist öğeler taşır.

PASAJ 3
MERYEM
16 – (Ey Muhammed!) Kur’ân’daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.
17 – Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu. Biz ona meleğimiz (Cebrail)i gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü.

Bu pasaj görünüşte olmuş bitmiş bir kıssayı anlatır. Yani tekrarı olmayacak bir kıssayı.
Oysa bu kıssa günümüze birşeyler anlatmak içindir.
Bu güncelliği yakalamanın yolu da Meryem’in Müslüman kadın için bir örnek teşkil etmek üzere Kuran’a yerleştirildiğini hatırlamaktan geçer.
Bu pasajda da Meryem Müslüman kadına örnek olsun diye zikredilir.
Örneklik de şuradadır: Meryem’in herkesten ayrı bireysel ve mahrem bir mekana çekilmesi Allah tarafından hoş görülmüştür.
O halde Müslüman kadının tamamen ‘kendine ait bir oda’sı olmalıdır.
‘Kendine ait bir oda’ tam da Virginia Woolf’un feminizmin klasiklerinden sayılan bir metnin adıdır.
Kendisine “niye büyük kadın düşünür yok?” diye soranlara Woolf bu cevabı verir: “çünkü kadının henüz kendine ait mahrem bir odası yok.”
İlham meleği Cebrail Meryem’e ancak bu odada gelebilmiş, ve ona yürüyen canlı kanlı kitabı İsa’yı hediye edebilmiştir. Woolf’a göre de ilham meleği kadına ancak bu kendine ait odada gelebilir.

PASAJ 4
VAKIA
22 – İri gözlü hûriler,
23 – Saklı inciler gibi,
24 – Yaptıklarına karşılık olarak verilir.
34 – Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
35 – Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).
36 – Onları bâkireler yaptık.
37 – Hep yaşıt sevgililer,
38 – Sağın adamları içindir.

Kuran’ı doğru anlamak istiyorsak onun kadınla değil dolaysızca erkekle konuştuğunu da kavramalıyız. Yani Kuran’ın “ey sen! Ey siz!” hitabı hep erkekleredir. Kadın Kuran’da dolaylı muhataptır.
Peki bu nedendir? Postmodern feminizmin kurucu düşünürlerinden Julia Kristeva’ya göre kadın ve erkek öznelliğin metinle ve hakikatle kurduğu ilişki birbirinden faklıdır. Bunlardan erkeksi olanı metnin düzanlamının kavranışınıyken, kadınsı olanı metnin yananlamının kavranışıdır.

Kuran da bu mantığa sadık kalır. Ve erkekle düzanlamlı bir dille konuşurken, kadınla yananlamlarla iletişim kurar.

Bu dil özelliğinden dolayı Kuran’da huriler ‘verilir’ cennetliklere. Çünkü kendinlerine dolaysızca hitap edilen cennetlikler zaten Müslüman erkeklerdir.

Fakat bu huriler bazı hadislerin ifade ettiği üzere yüzlerce cennet kadını değildir. Aksine bunlarla çelişen bazı hadislerin ifade ettiği üzere huriler cennet kadınları değil, kendilerine yeniden biçim verilmiş dünya kadınlarıdır.

Bu ikinci grup hadisin dayandığı Kuran pasajı da yukarıdakidir. 35-36. Ayetlere bakarsanız Kuran boyunca zikredilen dokunulmamış, kanatılmamış, bakire, katman katman arzular uyandıran, saklı incilere benzeyen vs hurilerin başka hiçkimse değil ama bedenlerine yeniden biçim verilmiş dünya kadınları olduğunu görürsünüz.

Yani cennet seks manyağı bir erkeğin fantezileri gerçekleşsin diye değildir. Aksine tek eşli bir ilişkidir. Orada dünyalı erkekler ve dünyalı kadınlar birbiriyle çift kılınır. (Madde 1’deki pasaja tekrar bakarsanız orada kıyamette nefislerin çift kılınacağını, yani ölüm sonrasının tek eşli olduğunu da görürsünüz).

Ve bu koşullarda Kuran’daki cenneti anlatan erotik ve pornografik tasvirler de erkek ve kadın için kusursuz bir cennetin tamam olması için gerekli bir bileşene dönerler. (Evet cennet manevi özellikleriyle kusursuz olmalıdır, ama maddi ve bedensel yanlarıyla da…)

 

esat arslan

4 Comments
  1. Muhammed Merdi 2 sene ago

    hocam kadınlar için “çünkü kendisine ait bir odası yoktu” cümlesi özel hayat ile mi ilgili?

  2. Yavuz Selim Deniz 2 sene ago

    Kur’anı yeterince açıp okumuyoruz. Teşekkürler hocam bize eksikliğimizi gösterdiğiniz için.

  3. Furkan Semiz 2 sene ago

    …. Sonra İslam geldi. Ve kadınlarla erkekler arasında ne olay yaşandıysa Vahiy kadınların hakkını savundu…. Bu kısım ilgimi çekti ve biraz bakayım dedim tamamını okudum. Sonra serinin devamını da okudum. Elinize sağlık

  4. Abdurrahman Yılmaz 2 sene ago

    Hocam elinize sağlık, oldukca etkileyici

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

or

Log in with your credentials

or    

Forgot your details?

or

Create Account