Oruç Tutuyorum İnanmıyorsan da Saygı Duy!..

2016 Ramazan’ın ilk linç girişimi ile yazmaya başladım. Öyle ki ekşisözlük’de bu konuda kupon yaptık, iddiaya girdik. Erzurum, Yozgat, Konya, Malatya oranları açıklandı. Erzurum bu sene de birinci. Yöre ve kitle şöyle dursun, kendisine entellektüel diyen güruh da orucu tam olarak anlamamış.

İnanmıyorsan da Saygı Duy !..

Evet slogan bu. Bir kaç paragraf ile “İnanmıyorsan da Saygı Duy” un nasıl bir tembellik olduğuna geleceğiz. Oruç tutmak Hz. Adem’den bu yana ilahi dinlerde var. İslam “sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı” diyerek topu önceki kitaplara atmıştır. Kaçımız önceki kitapları açıp baktı? Orucun amacı, olduğu gibi vücudu aç bırakmak değildir. Nefsi köreltmek, açların halini anlamak vs. evet budur ancak bu da yeterli bir tanım değil.

 

Oruç Tutmak Tiyatro Oynamak Değildi

Orucun amacı muhtaç olanların halini anlamak evet ama yalnızca fizyolojik olarak değil, psikolojik olarak da böyle. Tuttuğun orucun oruç olabilmesi için, niyet edip kendini sosyal hayatın içine atman gerek. Herşey olağan devam etmeli. Eğer maksat aç olanları anlamak ise hunharca yiyen insanları görmelisin. Gözünün önünde kebaplar, iskenderler yenmeli ve sen elini sürememelisin. Aç / muhtaç olanların yaşadığı şey tam olarak bu. Maksat anlamak ise hem duygusal ve psikolojik, hem de fizyolojik olarak anlamak gerek. Aksi halde Ramazan ayı geldiğinde tüm memleket inanan ve inanmayan, oruç tutan ve tutmayan, yediden yetmişe herkes belli saatler arasında halka açık alanlarda yemek yemeyecek. Kimse kimsenin yediğini görmeyecek. Ne anladın bundan? Bu şekilde açın halini anlayabilirmisin? Sen orucu 30 gün bu şekilde tut, bayramdan sonra al eline döneri, garip gurebanın karşısında ye, bunun sevabı var mı? Tiyatro mu bu? Kimi kandırıyorsun?

 

Oruç Tutmak Harekete Geçmek Demektir

İslam, herşeyi açık ve net olarak anlatmıştır. Ancak önceki semavi dinlerden aldığı ve devam ettirdiği farzlara yeni bir tanım getirmemiştir. İslam’dan önce var olan yasaklar, kurallar ve ibadet anlayışı da büyük ölçüde deneyime dayalı ibadet anlayışıdır. Yani “sen şunu şunu yap” der, yaparsın ve sonuçlarıyla başbaşa kalırsın. Biraz aklın var ise düşünürsün. Orucun amacına ulaşması için yalnızca aç olanın halini anlamak yeterli olmaz. Oruç tuttuktan sonra “gerçekten açlık çok kötüymüş, cebimde biraz para var, az da olsa bir fukara bulup paylaşayım” diyor musun? Seni harekete geçiriyor mu? Dünyanın ve ahiretin daha güzel bir yer olması için Amerika ve İsrail’e sövmekten başka şeyler de yapabilirsin. Yapıyor musun?

Zor değil hemşerim. Yaratıcı, oruç tutmanı isteyerek sana bir yol gösteriyor. Birşeyler yapmanı istiyor. Bunu alenen söylemek yerine, senin kendi isteğinle, kendi iradenle karar vermeni ve yapmanı istiyor. Bu şekilde yapılan yardım daha samimi, daha içtendir. Hem seni geliştirir, hem de muhtac olanı üzmeden yapmış olursun.

 

Göt Orucu

Gelelim göt orucuna. Göt adamların çevresindekileri ve yaratıcıyı (aklınca) kandırarak tuttuğu oruçtur. Belli saatler arasında yemek yemez su içmez. Hepsi bu. Ama trafikte canavar kesilir (Ramazana girdikten sonra hergün kullandığım güzergahta hiç olmadığı kadar trafik kavgası görüyorum) Kimisi sahuru yapar yatar uyur ve iftarda kalkar. Sinir yapanlar, küfredenler, kavga çıkaranlar. Sizinki göt orucu. Kimi kandırıyorsun? Hiçbir inancı olmayan bir ateistin, islama inanmadan, niyet etmeden, bir şekilde aç kaldıktan sonra aklını kullanarak açların halini anlayıp kendi iradesiyle verdiği zekat / yardım, sizin gibi embesillerin tuttuğu oruç’dan daha fazla amacına ulaşmıştır. Çünkü o kimseyi incitmemiştir, kimseyi kandırmamıştır ve en önemlisi harekete geçmiştir. Bir fukarayı doyurmuştur.

0 Comments

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

or

Log in with your credentials

or    

Forgot your details?

or

Create Account