Alim, Muallim; Talim; Matlub, Talebe, Talim, Müteaalim..
Örf,Arefe, Arif, Tarif; Maruf, Maarife; Maarif,Marifet; Mütearife..
Lügat’e bakabilirsiniz. Sözlük diyorlar kaç yıldır..
..
İnsan yeryüzüne dinsiz imansız gönderilmedi.
Sılasını, aslını unutan kimseye gerekir Resul; Risalet..
Adem kendi nefsinin de resulüdür.
Kendini unutan insana bir isale olarak söz; -m’isale-akıtılmıştır.
İnsan bizzat kendisi de resuldür veya olmak zorundadır..
Sonradan inzal olmuş bir din yoktur..
Din; her beşer derununda “vahy-i has” olarak mündemiçtir.
Unutmaz sa Aliyül ala..unutursa Resul gelir. Uyuyan güzeli uyandırır.
İnsandan başka her yaratılmış ne yapacağını bilir.
Tohum kendi yaratılış halakasında tab edilmiş naturayı-fıtratı- izhar etmek zorundadır .
Bunu asla unutmaz.

Ve fakat İnsan Unutur..İnsan doğası kendini keşf etmek zorundadır..Sufiler bunun farkına varmakla müfehhim ve müfehha’dırlar..Sufi’yi şirkle itham eden ya gerçek bir müşrik görmemiştir yahut şirk nedir bilmez durumdadır..

Fıtratına yekinen adamdır sufi. sılasını, aslını arayan insan..Bulunmazsa bulamayacağının da farkında olan insan.Dünya’ya mecbur olduğu kadar dünyevidir sufi..Nefsine mecbur olduğu kadar dünyevi olan cahillere ne söylesin sufi.?!
Hü.!

^^ ^^ ^^

“Vahy’i umumi” en çarcabuk ve en can u gönülden olarak” vahy-i has” ından gafil olmayan canlar canibinde kabul görür..

Öz’e dönüş diye bir söylem münasib değildir.”Öz’ e Uyanış” bir ölçüde münasibtir.

Öz’e Dönüş tabirini de “fıtrata dönüş” olarak tercüme etmek zorunda kalsak bile bu zorunluluğun arızi olduğunu da bilmekle mükellefiz.. Peynir süt’ten aypılır ama; Peynirden süt yapamazsınız..Bu sözlerimi iyi tefekkür ediniz. Tarihe dönüş; “geriye doğru bir zaman yolculuğu” sosyolojik olarak mümkün değildir..An’ın hakkını vermek zorundayız.. Ne geçmişi öykünerek; ne geleceği tasavvur ederek; mükellefiyyetlerimizden ibra edilemeyiz..İlla ki kendi canımız içinde ve kendi anımız, zamanımız içinde kalmak ve başarmak zorundayız..

Resulullah gibi olabiliriz ve fakat Resulullah olamayız..

Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmış olabiliriz ve fakat Allah olamayız..

Bilgi denilen şeyin sahibi de Allahtır..Allah öğretmeseydi hiç birşey bilemeyecektik..

İnsan Olarak biz, İlk dersimizi asıl yurdumuzda; bezm-i elest dershanesinde aldık. Allah bizim İlk mürebbimizdir.. Rab ismi bezm-i elest te tecelli ettiği gibi; bezm-i dünyada dahi tecelli etmeye devam etmektedir..Vicdan denen bir müfettiş denetiminde olduğumuzu bir an bile hatırdan çıkarmamak lazımdur..

Siyasal İslamcılar hem kendileri çok konuştular,
Hem müslümanları çok konuşturdular..
İnsanın hal ve hatırını sormak pek umurlarında olmadı..
Cilalı cümlelerle aklımızı çelmeye çalışmalarından asıl maksad ne idi.? Bunu sonraki bir bahse erteleyeceğim..
Üçaylar’ınız ve bu aylar içindeki kandil gecelerinizin kıymetini bilmenizi tavsiye ederim..
Dünyanın tamamı sizin olsa; İki rekat farz namazı kadar kıymeti yoktur..
Kendinize geliniz.. Kendinizi keşf ediniz..İlmin Aslı esası keşf’ten neş’et eder..
Keşfi olmayanın dini de yoktur, imanı da..
Taşıma meal ile bu değirmen dönmez..
pes.!

2 Yorum
  1. Beanu 3 sene önce

    hocam bi sizin yazdıklarınıza bakıyorum Mevlana ve Şems in temiz ve arınmış ruhu geliyor aklıma; bir de mücahitim diye dolanıp kelle koparma peşinde olanlara bakıyorum dinden soğuyorum. PES:)

  2. Gülay Hancı 3 sene önce

    Veysel hocamın yazılarını takip ediyorum. Ankaraya geldiğimde de tanışmak istiyorum. pes 🙂

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account