Veysel Menekşe Ruh Tufanı 4

MÜLAHAZAT
RUH TUFANI IV.

Ali Şeriati merhum modern zamanlarda Ruh Tufanı yaşayan düşünürlerimizdendi. İslam’ı okuma noktasında hem derinlikli düşünmeler yapmamıza vesile olması bakımından; hem de İslam Tarihi hakkında bilmediğimiz bir çok hakikati öğrenmemiz bakımından çok önemli bir yeri vardır. Çağdaş İslam Düşüncemizin oluşumundaki katkıları, emekleri de inkar edilemez…. Ve fakat; o da benzeri modernist İslamcı düşünür ve yazarlar gibi “geleneği yoksama modası”na uymaktan kendini alamamıştır..

Öz’e Dönüş kitabında söz ettiği öz’ün neliği hakkında derinlikli bakış noktalarına işaret etmek yerine kolay olanı tercih etti: Modern Parametrelerle ölçüp biçip; geleneğimizi red etmekle yetindi.Modernite’yi memnun edecek cümleler kurmayı ihmal etmedi. O bir şii coğrafyanın çocuğu idi ve Sünni coğrafyanın kutsal kişiliklerine saldırmadan evvel; kendi Şii coğrafyası’nın hassasiyetlerinin damarına damarına bastı. Böylece kendi ülkesinde “yezid” “sünni” olmakla yaftalandı..

Sonra birden bakıyorsunuz ki; bu yezid sünni adam; Ömer, Ebubekir, Ayşe, Osman,Abdurrahman bin Avf gibi sünniliğin büyük isimlerine de adeta tekfir ederek saldırıyor.
Şii deseniz değil(!) sünni deseniz değil. Bir harici gibi konuştuğu söylenebilir. Ama O , bir harici de değil. ” Ali” isimli meşhur kitabında da haricileri “gönüllü hainler” olarak nitelemekten çekinmiyor.

Şeriati’ye göre dönülmesi gereken-rücu edilmesi gereken- bir Öz var ise O da ALİ tarafından temsil edilen Muhammedi Öz’dür.
Fakat bu Öz; önce nakısin güruhu tarafından sonra kasitun güruhu tarafından ve daha sonra da marikin güruhu tarafından ihanete uğramıştır..
Nakısin; Beni Sakife Sofasında hilafeti gasb eden beşli çete(Ömer,Ebubekir,Osman,Talha,Abdurrahman bin Avf ) ve onun kureyşli taraftarlarıdır..
Kasıtun ise; eşit paylaşımı bölüşümü red eden Muaviye ve onun taraftarlarıdır..
Marıkin ise; önce Ali’den yana olup sonra ondan ayrılıp ve onu katleden hariciler olmaktadır.

Yani; dönülmesi gereken Öz; Muhammed a.s tarafından yaşantılanmış ve Ali r.a tarafından temsil edilmiş İlk dönem İslam’ı olmaktadır..Bu durum karşısında aklımıza şu sorular gelmesi olağan karşılanmalıdır:

1.Bu Öz neden büyük kitleler tarafından sahiblenilmedi.?Bir eksiği gediği mi vardı.?
2.Daha sonraki müteakib devirlerde bu ÖZ nasıl oldu da bir daha söz sahibi olamadı.?
3.İnsanların rağbetini celb edemeyen bir ÖZ ; kendisini mükemmel olarak takdim etme hakkına sahib olabilir mi?

ÖZ de bir sakatlık olması düşünülemez mi.?ve veya bu Özcü’lerde bir arıza mı var.? Var sa nedir?
..

4. Muhammed a.s zamanında fevc fevc islama giren insanlar; Muhammed’in s.a.v in vefatından sonra nasıl oldu da fevc fevc islamdan çıktılar? Muhammed’te Olup ta Ali’de olmayan ne vardı?
Ali ŞERİATİ bu sorulara cevab aramaya çalışır ve fakat kendi coğrafyasının tevarüs ettiği değerleri derinlemesine analiz etmek yerine; O da kendi mezhebdaşları gibi bütün suçu aşere-i mübeşşere’ye yüklemekle sonuçlanan açıklamalarla yetinir. Şiizm ideolojisini doğrudan tenkid etmek yerine; “Safevi Şiiliği”diye bir kavram türetir ve karşısına alternatif olarak; gerçek Şia olarak takdim ettiği bir ” Ali Şiiliği” kavramını türetir.. Sanki “Safevi Şiiliği” Ali’den bağımsız olarak kendini inşa etmiş gibi.
Oysa bu iddiasını destekleyecek tarihsel verilere sahib değildir.Duygusal spekülasyonlarla durumu idare etmeye çalışır. Şah İsmail’den de habersiz gibi davranır. O ise ki; İran Coğrafyasında Şiilik bal gibi de, Safevioğlu Şah İsmail eliyle kurumsallaşmıştır.

Kendi zamanında tenkid edilmemiş olmaklığına veriyorum.. Ali Şeriati tabi ki de söz edilen ( Öz’e Dönüş ) kitabında; Tarih’e Dönüş önermiştir.. Bu Tarih’in de bir “Ali Tarihi ” olduğunu anlamak güç değildir. Takibeden yıllarda “Ali” isimli bir kitabı yayınlanmıştır.

Müslüman olup ta Ali’yi sevmediğini söyleyen bir kimseye rastlamanız nadiren mümkündür..
Ve fakat Ali Öz idiyse diğerleri nedir.? İnsanlık Tarihi’nde çokça rastladığımız bir ” Kahramana Tapınma Durumu” ile mi karşı karşıyayız yine? Eğer bu ise; Muhammed’i nereye koyacağız.?

Peygamber kim.?

Ali mi; Muhammed mi.?

Vesselam.

Pes.!

1 Yorum
  1. hüseyin öztürk 3 sene önce

    şekilsel bir din algısından kurtulmak lazım,zaten bu algı nedeniyle mezhepelere tarikatlara bölünüyoruz. ibadetler veriyor şekilleri mezheplere ve tarikatlara, ve ibadetlerin icrası kafasına yatmıyan kişilerde kendi mezhep ve tarikatlarını kuruyorlar dinlerin yok olmasınında asıl sebebi bence bu, ibadet şekillerine vurdulan halk, helak olmaya yaklaştığında böyle dinmi olurmuş deyip kendi mezhebini kurmaktadır protestanlığında çıkışı bu
    kuran ibadet olarak yaşamı anlatmaktadır. ve kuranın yalnız ona kulluk eder ve yalnız ona ibadet edriz söylemi kölelerin efendilerine karşı söylediği ve allahın kölelere efendilerine karşı söylemesini istediği söylemlerdir emeğin sömürülmemesini anlatıyor kuran ibadet burda emektir mülk allahınsa yerleri ve göklerin yaratıcıysa ve belli kişiler bu mülklerde egemenlik kurup halkı köleleştirip emeklerini sömürüyorsa emeklerini sömürenlere ibadet etmiş olurlar bu kadar basittir
    kuranı 1400 yıldır yanlış okuyoruz ve çok şey kaçırdık

Bir Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

© Copyright 1999 | Bilim İslam

veya

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

veya    

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

veya

Create Account